Keranatural’in Annesi:
Prof. Dr. Aylin Kılıç

Prof. Dr. Aylin Kılıç, Keratokonus tedavisinde yenilikçi yaklaşım olan Keranatural’in dizaynında ve geliştirilmesinde kritik bir rol oynadı. Amerika’nın önde gelen göz bankası “VisionGift” tarafından iş birliğine davet edilen ilk kadın göz hekimi olduğundan “Keranatural’in Annesi” unvanını kazanmıştır.
Randevu Oluştur
Keratokonus Hastalığının Belirtileri Nelerdir?
Keratokonus Hastalığı Neden İlerler?
Keratokonus Nedir?
Keratokonus, korneanın şeklinin bozulmasıyla baş gösteren ve doğrudan görme bozukluğuna neden olan, ilerleyici göz rahatsızlıklarından birisidir.
Hastalığın derecesine göre hastanın görüşünün neredeyse kapandığı durumlar yaşanabilir. Ciddi görme kayıplarıyla karşılaşmadan önce müdahale edilmesi ve bir tedavi sürecinin de belirlenmesi gerekir.

Kornea, gözün en dış katmanı yani en ön kısmında bulunan, şeffaf ve nizami bir kubbe şekline sahip olan tabakadır. Görüş için önemli olan bu katman, sağlıklı bir gözde ışığın doğru bir şekilde odaklanmasını sağlar. Keratokonus nedir sorusunun cevabı da korneada gizlidir.
Keratokonus, korneanın nizami olan kubbe şeklinin bozulması ve öne doğru sivrilmesiyle ortaya çıkan bir göz hastalığıdır. Korneadaki şekil bozukluğundan kaynaklı olarak, göze gelen ışıklar doğru bir şekilde görme merkezine odaklanamaz. Bu şekil bozukluğunun derecesine göre hastanın görüşü bozulmaya başlar.
Bulanık görüş ve zaman içerisinde artan bozuk görüş durumu ile karşı karşıya kalınır. Hasta araç kullanmak ya da okuma gibi etkinliklerde hissedilir şekilde görüş bozuklukları yaşar.
Keratokonus Neden Olur?
Keratokonus nedir sorusunun net bir cevabı olmasına karşın, keratokonus neden olur sorusuna kesin bir cevap vermek mümkün değil.
Yapılan bilimsel araştırmalar, hastalığın nedenleri konusunda kesin bir kanıya varılmasına yeterli olamamıştır. Bununla beraber hastalığın nedeni olarak gösterebileceğimiz araştırmalarda daha öne çıkan etkenler de bulunuyor. Bu etkenler üzerinden hastalığın neden olabileceği konusunda daha fazla bilgi verelim.

En Büyük Etken Gözleri Ovuşturmak
Keratokonus hastalığının en büyük nedeni, gözleri ovuşturmaktır. Kaşıntı ya da herhangi bir başka nedenden dolayı gözleri ovuşturmak, korneanın üzerinde belli bir oranda baskı uygulanmasına neden olur. Bu baskı korneanın şeklinin bozulması üzerindeki en büyük nedendir.
Bu yüzden özellikle kuru göze sahip olan hastaların, gözlerini kaşımak ya da ovuşturmaktan kaçınmaları ve bu hissi oluşturan kuru göze karşı tedavi olmaları gerekmektedir.
Etki Oranı Kesinleşmemiş Olsa da Diğer Olası Keratokonus Nedenleri
- Sistemik Hastalıklar: Bazı genetik hastalıklar, gözde keratokonus oluşumuna daha yatkın olmanıza neden olabilir.
- Kalıtsal Durum: Ailenizde keratokonus öyküsü varsa, yapılan araştırmalar bu hastalığa yakalanma riskinizin daha yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır. Tam olarak genetik bir rahatsızlık demek mümkün değil ancak genetik bir öyküsünün olduğunu da söylemek gerekir.
- Gözde Yaşanabilecek Travmalar: Gözünüzden geçirdiğiniz bir operasyon ya da korneanıza zarar veren fiziksel bir etki de keratokonus ihtimalini ortaya çıkarabilir.
Tüm bunlar keratokonus nedenleri arasında gösterilebilir ama bir kez daha hatırlatalım ki kesin nedenler henüz belirlenememiş ve bilimsel olarak kanıtlanamamıştır.
Kornea Güçlendirmede Yeni Dönem: Trans-Epithelial Cross-Linking (No-Touch Yöntem)
Keratokonus, korneanın (gözün ön saydam tabakasının) incelip öne doğru bombeleşmesiyle ortaya çıkan ilerleyici bir göz hastalığıdır. Bu durum görme bozukluğuna neden olur ve erken dönemde fark edilmezse ilerleyip görmeyi ciddi şekilde azaltabilir.
Keratokonusun ilerlemesini durdurmak için en etkili yöntemlerden biri kornea çapraz bağlama (Cross-Linking, kısaca CXL) tedavisidir. Bu tedavi, kornea dokusundaki kolajen liflerini birbirine daha sıkı bağlayarak korneayı güçlendirir ve hastalığın ilerlemesini durdurur.
Trans-Epithelial Cross-Linking Nedir?
Geleneksel (klasik) CXL tedavisinde, korneanın en üst tabakası olan epitel kaldırılır ve riboflavin (B2 vitamini) damlatıldıktan sonra ultraviyole (UV) ışık uygulanır.
Ancak Trans-Epithelial Cross-Linking (Epi-On) yönteminde epitel tabakası kaldırılmaz. Riboflavin, özel olarak geliştirilen geçirgen solüsyonlar sayesinde kornea dokusuna geçer ve işlem tamamen no-touch (dokunmadan) yapılır.
Bu yöntemin avantajları nelerdir?
Ağrısızdır: Epitel kaldırılmadığı için işlem sonrası ağrı ve batma çok azdır.
Daha hızlı iyileşme: Göz yüzeyi bozulmadığı için hastalar birkaç saat içinde konforlu hale gelir.
Enfeksiyon riski çok düşüktür.
Günlük yaşama dönüş çok hızlıdır: Hastalar genellikle ertesi gün işine veya okuluna dönebilir.
Uygun hastalarda klasik yöntem kadar etkili sonuçlar sağlar.
Nasıl uygulanır?
İşlem, damla anestezisiyle yapılır. Riboflavin damlaları yaklaşık 10–15 dakika süreyle göze uygulanır, ardından korneaya özel bir UV ışığı yaklaşık 10–15 dakika süreyle verilir.
Toplam işlem süresi ortalama 25–30 dakikadır. İşlem sonrası antibiyotikli ve nemlendirici damlalar kullanılır.
Kimler için uygundur?
Trans-epithelial Cross-Linking, özellikle:
Erken veya orta evre keratokonus hastalarında,
Kornea kalınlığı düşük olan hastalarda,
Klasik CXL sonrası konforu düşük olan hastalarda,
Genç yaşta olup hızlı ilerleme riski taşıyanlarda tercih edilir.

Kısacası
Trans-epithelial Cross-Linking, keratokonusun ilerlemesini durdurmak için geliştirilmiş daha konforlu, güvenli ve modern bir yöntemdir.
Artık bu yeni teknolojiyi uygulayarak hastalarımıza daha ağrısız, daha hızlı iyileşen bir tedavi seçeneği sunuyoruz.
Keratokonus Hastaları Nelere Dikkat Etmeli?
Hangi tedavinin tercih edileceği ve nasıl bir tedavi sürecinin izleneceği konusu, mutlaka uzman doktor ile belirlenmelidir. Burada doktorun tecrübesinin ve yeteneklerinin çok önemli olduğunu da söyleyelim. Detaylı bir muayene sonrasında tedavi için yol haritası çıkarılacaktır.
Bunun yanında seçilen operasyon sonrasında da hastanın tüm doktor tavsiyelerine uyması ve gözlerini ovuşturmaktan kaçınması gerekir. Başta da söylediğimiz gibi gözleri ovuşturmak, keratokonus için en önemli etkenlerden birisidir ve hastanın tedavi sonrasında yeniden görüş sorunları yaşamasıyla sonuçlanabilir.
Ayrıca bunun ilerleyici bir hastalık olduğunu da unutmamak gerekir. Erken teşhis ve tedavi için düzenli olarak göz muayenelerinin yapılması da önemlidir.

